Anasayfa / Sosyal, Siyasi ve TBMM Çalışmaları / TBMM Çalışmaları / Meclis Konuşmaları / Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı 14 Kasım 2011

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı 14 Kasım 2011

2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI

İLE

2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI

BAŞKAN: Lütfi ELVAN (Karaman)

BAŞKAN VEKİLİ: Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

SÖZCÜ : Ahmet ÖKSÜZKAYA (Kayseri)

KÂTİP : Vedat DEMİRÖZ (Bitlis)

 

14.11.2011

İÇİNDEKİLER

 

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

 

SADIK BADAK (Antalya) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanımız, değerli Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, Gıda ve Tarım Bakanlığının değerli bürokratları; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün Gıda ve Tarım Bakanlığımızın 2012 bütçesi üzerinde görüşürken aynı zamanda yapılmakta olan uygulamaları, olumlu-olumsuz taraflarını değerlendirmekteyiz. Doğrusu ben şahit olduğum veya tarafıma intikal eden birkaç hususu ifade etmek için söz aldım. Bunlardan büyük bir kısmı teşekkür mahiyetinde. Geçen yıl ülkemize İzmir tarafından, yurt dışından gelip İzmir’den Akdeniz’e doğru inen özellikle domates üretiminde büyük hasara ilk anda yol açan “tuta absoluta” zararlısını son derece hızlı bir müdahaleyle Bakanlık kontrol altına aldı ve çiftçimiz bir yıl içerisinde âdeta bu beladan, bu afetten kurtuldu. Bizim bölgemizde tarım üretiminin, sebze üretiminin çok büyük bir kısmını domates teşkil eder. Dolayısıyla bizim çiftçimiz bu zararlıdan Bakanlığın çok hızlı müdahalesi, doğru müdahalesi sayesinde kurtuldu, bu bakımdan teşekkür ediyorum.

Yine, son iki yıla gelinceye kadar ihracat yaptığımız ülkelerde kalıntı sebebiyle zaman zaman sıkıntı yaşardık. Bakanlık bu konuda da ciddi bir tedbir aldı, iyi tarım uygulamaları, Çiftçi Kayıt Sistemiyle iki yıldır artık yurt dışından ürünlerimiz dönmüyor. Tabii, ilk anda çiftçimiz bir sıkıntı çekti fakat şimdi memnun.

Yine, güvenilir gıda politikaları sayesinde ülkemizde endüstriyel gıda üretimi giderek dünya kalitesine erişmekte. Bunu, biz, Antalya’da her yıl şubat ayında yapılmakta olan Endüstriyel Gıda Fuarında bizzat müşahede etmekteyiz. Son birkaç yıldır bu fuarı, artık, yurt dışından alıcılar ve nihai tüketiciler de ziyaret etmekte. Dolayısıyla Bakanlığın bu politikalarını son derece isabetli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Keza, bir başka şahit olduğumuz husus F1 hibrit sebze tohumu üretimindedir. 1990’lı yılların sonlarında, biz bölgemizdeki sebze üreticilerinin temsilcileriyle toplantılar yaparken özellikle yurt dışında üretim yapan tohum kartelleri ve tekellerinin kıskacında olduklarını ifade ederlerdi ve bir çözüm bulunamazdı. AK PARTİ iktidarlarından sonra, özellikle 2004 yılından sonra bu konuda uygulamaya konulan politikalarla bugün bizim ülkemiz, bizim firmalarımız dünyanın en önemli hibrit tohum üreten firmaları hâline geldi, dünyada önemli bir aktör hâline geldi. Dünyanın en iyi, en büyük tohum firmaları, gururla ifade edebilirim ki Antalya’da bulunuyor. Bunu sektör mensupları da zaman zaman ifade etmekte.

Yine, satılamayan sütlerin süt tozu hâline getirilmesi yönünde geçen yıl başlatılan çalışmanın son derece isabetli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Havzalarda su ve arazi kullanımı konusunda Tarım Bakanlığının planlama çalışmaları var. Bu çalışmalar… Tabii ki su ve arazi kullanımının ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, giderek de dünyada önem kazanıyor, Bakanlığın kabiliyetleriyle beraber havzalardaki kalkınma ajanslarının bu konudaki kabiliyetlerinden de istifade edilebileceği kanaatindeyim. Bunu da Bakanlığın dikkatine sunmak isterim.

TARSİM son derece önemli bir fonksiyon ifa ediyor. Bizim bölgemizde özellikle her yıl yaşadığımız sel felaketlerinde, zaman zaman Sayın Bakanımızla da ziyaret ettiğimizde, TARSİM kapsamına girme konusunda bazı sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Bunlardan bir kısmının yeterli bilinç oluşmamasından kaynaklandığını görüyoruz. Bir kısmı da ne yazık ki arazi mülkiyetinden kaynaklanıyor. Arazi mülkiyeti ya 2/B ya hazine arazisi. TARSİM’in sigorta şartlarından bir tanesi ya mülk sahibi kendisi olacak ya kiralamış olacak. Oysa sigortalanan alan, sigorta unsuru, risk unsuru toprak değil, üzerindeki sera ve üzerindeki ürün. Burada arazinin sahibine bakılmasının isabetli olmadığı kanaatindeyim. Esas olan, bu firmaya ait veya bu şahsa ait bu ürünler, bu seralar var mıdır yok mudur. Bunlar fotoğrafla da sigortacılıkta tespit edilebilir, poliçeye derç edilebilir. Özellikle sera alanlarının sigortalanamamasının, yeteri kadar sigortalanmamasının sebeplerinden biri TARSİM’in bu konuda yeteri kadar sigortacılık kurallarına esnek şekilde yaklaşmaması olduğu kanaatindeyim.

Yine, son olarak World Expo konusunda Bakanlığın gösterdiği samimi gayrete teşekkür etmek istiyorum. Biraz önceki, öğleden önceki Dışişleri Bakanlığımızın bütçesinde de bu konuya temas etmiştim, fakat Gıda ve Tarım Bakanlığının burada farklı bir pozisyonu var. Bu konunun yetki ve sorumluluğu tamamen Bakanlığa aittir ve üstelik Antalya’da bu Expo’nun düzenleneceği 1.000 dekarlık alanın mülkiyeti de Gıda ve Tarım Bakanlığına aittir. Bu konuda ciddi bir altyapıya sahiptir Bakanlık ve gelecek hafta Çarşamba günü Sayın Bakanımızın başkanlığında Paris’e gidecek 200-250 kişilik Türk heyeti, inşallah, ülkemize ilk Expo’yu alarak, Expo bayrağını alarak gelecektir.

Ben kendilerine bu çıktıkları bu beş altı yıllık son derece çetin Expo yolculuğunda başarılar diliyorum. 2012 bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyoruz Sayın Badak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*