Anasayfa / Sosyal, Siyasi ve TBMM Çalışmaları / TBMM Çalışmaları / Meclis Konuşmaları / Narenciye Araştırma Önergesi üzerine Genel Kurul Konuşması – 12 Ocak 2012

Narenciye Araştırma Önergesi üzerine Genel Kurul Konuşması – 12 Ocak 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 2. Yasama Yılı
51. Birleşim12/Ocak /2012 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)
Aleyhine Antalya Milletvekili Sadık Badak.
Buyurunuz Sayın Badak.
SADIK BADAK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; narenciye üretimi ve üreticilerin sorunlarıyla ilgili verilmiş bulunan araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum, öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Önergede ilgili sektörün, narenciye sektörünün hem üretim hem yurt içi, yurt dışı pazarlaması konusunda tedbirler alınması üzerinde durulmaktadır. Tabii ki bu tedbirlerin alınmasını hepimiz çok arzu etmekteyiz ve yakından takip ediyoruz -ki memnuniyetle görüyoruz- özellikle son dört yıldan bu yana, 2007 yılından bu yana daha fazla artan oranda alınmış olan tedbirler sonuç vermektedir.
Ben sırasıyla önergede ele alınan önerileri de dikkate alarak görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde narenciye üretimi çok yoğun olarak üç ana bölgede meydana geliyor: Birisi Çukurova, diğeri Antalya bölgesi, üçüncüsü İzmir bölgesi. Her üç bölgede de daha önde olan narenciye ürünleri var portakal gibi, limon gibi, greyfurt gibi, altıntop gibi, biraz daha geride olan ürünler var. Efendim, önergede deniliyor ki: “Zirai ilaç kalıntısı konusunda farkındalık yaratılmalıdır.” Doğru, bu yerinde bir talep. Bu konuda çok ciddi çalışmalar özellikle son dört yıldır yapılmakta ve narenciye üretiminde zirai ilaç kullanımının denetim altına alınması ve ilaç kalıntısı konusunda ihracatta sorun yaşanmaması için ihracat iadesi yardımından yalnızca bitkisel üretimde kullanılan kimyasalların kayıt altına alınması ve izlenmesi hakkında yönetmelik çıkarılmış, uygulanmış ve sonucunun başarılı olduğu görülmüştür. Bu bakımdan, bu konuda yeniden, baştan bir tedbir almaya gerek yok. Fakat çıkarılmış olan yönetmeliğin daha ciddi şekilde uygulamasını takip etmekteyiz.
Ayrıca, ifade ediliyor ki: “Mazot, gübre, sulama ve diğer konularda teşvikler verilsin ve üretim desteklensin.” Bu konudaki teşvikleri de ben şöyle bir gözden geçirdim, çok ciddi teşvikler sağlandığını gördüm. 2010 yılında uygulamaya başlanan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre ülkemizde 36 bin işletmede turunçgiller yetiştiriciliği yapılıyor. Ancak diğer birçok üründe olduğu gibi turunçgillere de şu desteklemeler veriliyor. Öncelikle tarım havzaları üretim ve destekleme modeliyle bu desteklerin verimliliği artırılmış bulunuyor. 7 ayrı destek sağlanıyor.
Çok kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum:
Sertifikalı fidan desteği veriliyor. Turunçgiller bahçesi tesis edilmesi durumunda sertifikalı fidanla eğer bahçe tesis edilirse dekarda 200 lira, standart fidan kullanılırsa dekarda 100 lira destek veriliyor.
Mazot, gübre ve toprak analizi desteği sağlanıyor. 26 Şubat 2010 tarihli 27505 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2010/118 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı mucibince 2010 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil olan çiftçilerimize 2011 yılında mazot için dekara 3,25 lira, gübre için 4,25 lira ve toprak analizi için 2,5 lira destekleme ödemesi yapılmaktadır. Bu konunun detayları var, girmiyorum. Arzu eden arkadaşlarımla daha sonra paylaşabilirim.
Yine, 2010 yılı çiftçi kayıt sistemi ve kayıtlı üreticilere 642.643 dekar alanda 2 milyon 75 bin lira mazot, 2 milyon 713 bin lira gübre ve 1,5 milyon lira toprak analizi desteği verilmiştir. Yaklaşık 5,5-6 milyon lirayı aşan bir destek bu konuda sağlanmıştır.
Yine, 3’üncü destek, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteğidir. Organik tarım yapan çiftçilere dekarda 25 lira, meyve ürünlerinde iyi tarım uygulaması yapan üreticilerimize dekarda 20 lira, örtü altı iyi tarım yapan üreticilere dekarda 80 lira destekleme ödemesi yapılmaktadır.
Ayrıca, sübvansiyonlu kredi kullanım desteği vardır. İndirimli faizli kredi yüzde 50 oranında 500 bin liraya kadar yatırım ve işletme kredisi verilmektedir.
5’inci destek, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi. Kırsal kalkınma yatırımlarında ürün işleme, paketleme, tasnif, depolama, frigofrik taşıma ve sulama tesisleri gibi projelere yüzde 50 hibe desteği sağlanmaktadır.
Yine, ayrıca, damlama sulama sistemi, soğuk hava deposu, ambalaj, paketleme tesisi kuran çiftçilerimize proje tutarının yüzde 50’si hibe olarak verilmektedir.
Ayrıca, Ziraat Bankası tarafından sertifikalı bahçe yetiştiren çiftçilerimize verilen yüzde 50 indirimli 1,5 milyon liraya kadar kredi desteği de bulunmaktadır.
Yine, 6’ncı destek, TARSİM, tarım sigortaları desteğidir.
7’nci destek, tarım danışmanlığı desteğidir. Tarım danışmanlığı hizmetinden faydalanan üreticilere işletme başına 500 lira destekleme yapılmaktadır.
Yine, önergede tanıtım gruplarının oluşturulması ve geliştirilmesi önerilmektedir. Bu da 2007 yılında kurulan Narenciye Tanıtım Grubunun son derece faydalı çalışmalarıyla narenciye ihracatının artmakta olduğunu görmekteyiz. Ben bu konuda birkaç müşahhas örneği sizlerle
paylaşmak isterim. Yurt dışı pazarlarda narenciye meyvelerinin ihracatının artırılması için çalışmalar yapılmaktadır. Aynı zamanda Alata Araştırma Enstitüsü, Çukurova Üniversitesi ve Batı Akdeniz Araştırma Enstitüsü BATEM tarafından yeni narenciye meyve çeşitlerinin geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Memnuniyetle söyleyebilirim ki BATEM tarafından sekiz ayrı narenciye türü geliştirilmiştir ve tescil edilmiştir. Patenti tamamen Türkiye’ye aittir, BATEM’e aittir. İsimlerini söylemek istiyorum: Portakalda üçtür. BATEM Fatihi, Washington çeşididir. BATEM Baharı, bu yine Washington çeşididir, baharda çıkar, üretimi sekiz aya yaymak amaçlıdır. Yine Washington da BATEM Şekeri adla tescillidir, ince kabuklu ve çok tatlıdır.
Mandarinde üç ayrı yeni tescil yapılmıştır. BATEM Yıldızı, çok iri bir mandarin çeşidi oluşmuştur; ince kabuklu, kabuğu kolay soyulur, çekirdeksiz ve lezzetlidir. İkincisi, BATEM İncisi, orta boy, ince kabuklu, çekirdeksiz. Üçüncüsü, BATEM Göral adıyla tescil edilmiştir, erkencidir, Satsumaya büyüklük açısından eşit, az çekirdekli ve lezzetlidir.
İki yeni limon çeşidimiz vardır. BATEM Pınarı, İnterdota benzer ancak çok üstün ve çok suludur. İkinci limon çeşidimiz, BATEM Sarısı’dır. Olgunlaştığında rengi altın rengine benzer ve suludur. Dolayısıyla yeni ürün çeşitleri de bu çerçevede üzerinde çalışılan önemli bir konudur.
Yine tanıtım grubu, Uzak Doğu pazarlarına -Japonya, Malezya, Hong Kong gibi- ulaşmaktadır. Narenciye meyveleri ihracatı buralarda uzun soluklu çalışmalar neticesinde önemli artışlar kaydetmiştir. 2011-2012 sezonunda mandarin ihracatı 344 bin ton olarak gerçekleşmiş, bir önceki döneme göre Narenciye Tanıtım Grubunun çalışmalarıyla yüzde 8’lik bir artış gözlenmiştir.
Limon ihracatı 246 ton olarak gerçekleşmiş ve bir önceki döneme göre yüzde 10 artış gerçekleşmiştir. Portakal ihracatında yüzde 26’lık artış kaydedilmiş, greyfurt ihracatında da yüzde 10’luk bir artış görülmüştür.
Ben, son olarak -zamanım çok az kaldı- önergede narenciye ürünlerinin Hal Yasası kapsamından çıkarılması yönünde bir öneri var, bu öneriyi hiçbir şekilde anlayamadığımı ifade etmek istiyorum. Oysa biz konsensüsle ülkemizde kayıt dışılığın önlenmesi için çaba göstermekteyiz. Uygulanmakta olan Hal Yasası’yla bütün ürünlerde olduğu gibi narenciye ürünlerinde de hal dışında satılan narenciye ürünlerinden alınan yüzde 15 komisyon yüzde 2’ye, hal içindeki satılan narenciye ürünlerindeki komisyon da 2’den 1’e düşürülmüştür. Bunu desteklemek yerine narenciye ürünlerini Hal Yasası kapsamından çıkarmayı önermek bize çok isabetli gelmemektedir.
Bu itibarla önergenin isabetli olmadığını düşünüyoruz ve önergenin aleyhinde oy kullanacağımızı belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Badak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*